/ Ana Sayfa

“Bir daha gel, gel Samsun’dan…”

19 Mayıs 2012 Yorum yapın

Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal ATICI tarafından kaleme alınan 19 Mayıs konulu basın açıklaması:

19 MAYIS EMPERYALİZME KARŞI, ULUSAL DİRENİŞİMİZİN BAŞLADIĞI GÜNDÜR…

Birinci Paylaşım Savaşından yenik çıkan Osmanlı devleti toprakları ile ilgili çok önceden yazılan senaryolar, Mondros Ateşkes Antlaşması’yla yaşama geçirilmeye başlandı.

Anadolu topraklarını kendi aralarında paylaşan emperyalist güçler kendi paylarına düşen topraklara sahip olmak üzere Yunan ordusunu destekleyerek harekete geçtiler. Mondros’a göre; ülkenin tüm haberleşme araçlarına el konuluyor, tüm demiryolları, tüneller ve limanlar denetim altına alınıyor, askerler terhis ediliyor, ağır silahlardan arındırılıyor, 7. Maddeye göre de, güvenlik gerekçesiyle istedikleri yerleri işgal etme hakkı elde ediyorlardı.

Anadolu halkı yüzyıllar boyunca savaştan savaşa savrulmuş, yorgun ve “Bitap” düşmüş, ilkel koşullarda yaşamını sürdürürken, şimdi karşılarında yerlerini yurtlarını işgal etmek için harekete geçen emperyalist güçleri buluyorlardı.

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali, işgaller için ilk adım oldu. Yunan askerlerinin burada yaptığı vahşet, Türk halkının işgallere karşı direncini ateşledi.

O günlerde, İstanbul Hükümeti ve padişah, galip devletler ne derse onu yapıyor, halk çaresizlik içinde, ne yapacağını şaşırmış “yüzyıllardır beklediği” önderini arıyordu. İşte o önder 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşımızı başlattı.

Mustafa Kemal’in mücadelesi; halkla birlikte “Halkın azim ve kararlarına” dayanan bir mücadeledir. Halkın destek verdiği; hem de iğneden ipliğe, çarıktan, çoraba katkı sağladığı bir savaş asla kaybedilmezdi…

Ulusal Kurtuluş savaşımızın her anı, gençlerimize, çocuklarımıza ısrarla öğretmemiz gereken büyük derslerle doludur. Kurtuluş Savaşımızı bilmek, ulus olma bilincini geliştirecek en önemli araçlardan biridir.

Ulusal bağımsızlığımız, Kurtuluş Savaşımızdan sonra, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile tüm dünya tarafından tanınmıştır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş ve Cumhuriyetin korunması görevi; Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk Gençliğine verilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, bu mirası Türk gençliğine emanet ederken, gelecekte bağımsızlığı ve cumhuriyeti yok etmek isteyecek düşmanların olacağını “İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve harici bedhahların olacaktır” diyerek, ifade etmişti.

Bugün yaşananlara bakıldığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar uzağı gören bir lider olduğu da anlaşılacaktır. Gerçekten emperyalizm “Küreselleşme” adıyla başlattığı saldırılarını, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere karşı yoğunlaştırmış, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Libya’da, Mısır’da, Cezayir’de ve Suriye’de milyonlarca insanın kanını dökmüş ve dökmektedir. İç çatışmalar, etnik ve mezhepsel farklılıkların çatışmaya dönüşmesi için her türlü kışkırtma yapılmaktadır.

Emperyalizme karşı “Ya İstiklal ya Ölüm!” parolasıyla, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla başlayan ve koşulsuz tam bağımsızlık amacına ulaşılmasıyla sonuçlanan süreç, küresel güçlerin yoğunlaşan baskısıyla, kabullenilemez müdahaleleriyle karşı karşıyadır.

Küresel güçlerin baskısıyla ne yazık ki, savaş rüzgârları kapımızdadır.

Yaşanan tüm bu olumsuzluklara karşın, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerimiz, Cumhuriyetimizin temel ilke ve değerlerine, her zaman kararlılıkla sahip çıkacaktır.

Tüm engellemelere karşın, halkımız emperyalizme karşı direnişin sembol tarihi olan 19 Mayısları, 23 Nisanları, 29 Ekimleri daha büyük coşku ve katılımla kutlayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerimizle, başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi şükran ve minnetle anıyor, Türk Gençliğinin ve tüm ulusumuzun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını yürekten sevgi ve saygıyla kutluyoruz…

Saygılarımızla…

Yeni yazı tipi: Atatürk’ün el yazısı

17 Nisan 2012 Yorum yapın

Bir iş adamı eski belgelerden faydalanarak Atatürk’ün el yazısından yazı tipi yaptırmış. Gayet güzel olmuş. Burdan indirebilirsiniz.

1 Nisan

01 Nisan 2012 Yorum yapın

Bugün 1 Nisan 2012, günlerden pazar. Sabahtan beri elektiriğe %9, doğalgaza %18 zam geldiği haberleri yapılıyor ama bu saate kadar bunların şaka olduğuna dair bir haber gelmedi. Gerçekmiş sanırım, vay halimize…

Bu arada Doğa İçin Çal 4 çıkmış.

İğde Ağacım Nerede?

25 Şubat 2012 Yorum yapın

Kilitbahir‘de denizden görünen bir tepenin yamacındaki anıtta şairin şu cümleleri yazılıdır:
Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Tıpkı İstiklâl Marşı‘nın şu cümleleri gibi:
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Burada bir şey yetişmez” denilen rapor kağıdına “Burası vatan toprağıdır, kaderine terk edemeyiz” yazan, 1925 yılında o zamanki adıyla Gazi Çiftliği’ni kuran ve 12 yıl sonraki vasiyeti ile o araziyi halka emanet edecek olan kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Günümüze geldiğimizde Yeni AOÇ Bulvarı projesi kapsamında, daha önceki yıllarda halkın bir dinlenme-yenilenme alanı olarak kullandığı Ankara’nın bozkırında nefes alınabilecek sayılı bölgelerden olan Atatürk Orman Çiftliği arazisinin bir bölümü şantiye görünümünde. Bir zamanlar inek güzellik yarışmasının yapıldığı yerde şimdi iş makineleri ile gidip-gelen kamyonlar, Doğa Park olan yerde ise üzerinden araçların geçtiği bir yol var! Bunların nedeni Ankara Bölge Koruma Kurulu’nun geçen yıl aldığı bir karara dayanıyor.

Bana göre Alparslan Türkeş Caddesi’nin Çiftlik Kavşağı ile Tren İstasyonu arasında kalan bölümü motorlu taşıt trafiğine kapatılsaydı pek çok sorun kendiliğinden çözüleceği gibi AOÇ’un çehresi değişmemiş tersine daha da güzelleşmiş olurdu. Sonra Ankara Çayı’nın etrafını da bir güzel ağaçlandırdın mı al sana Central Park. Bak adamlar şehrin tam ortasındaki kocaman parkın içine otoyol koymuşlar mı kestirme yol olsun diye? Yok öyle bir şey…

Konuya ilişkin 1 Kasım 2011 tarihli bir basın açıklaması.

Bu Hasret Bizim!

22 Şubat 2012 Yorum yapın

Patrik Bartholomeos’un tanımlaması ile:

Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türktür. Türklük bütün Türk vatandaşlarının beraberce varlığının ve dayanışmasının ifadesidir.

Tohumun Sahibi Kimdir?

18 Şubat 2012 Yorum yapın

Richard Stallman; 70′lerde yazılım üretim ve paylaşım topluluğunun bir parçasıyken, 80′lerde topluluğun nasıl dağıldığını ve yazılımların kapalı kaynak haline getirilme sürecini bizzat yaşamış ve bu duruma başkaldırarak özgür yazılım hareketini başlatmıştır. Bugün gelinen noktada özel mülk yazılım üreten firmaların geceleri uykuları kaçıyorsa eğer bu en başta üstat sayesindedir. Şahsen özgür yazılım kullanmayı seçiyorum. Daha önce duymayanların özgür yazılım felsefesini anlamaları için EMO tarafından dilimize kazandırılan “Özgür Yazlım, Özgür Toplum” kitabını okumaları gerekecek. Ben bu noktadan GDO bağlamında tohuma gelmek istiyorum.

Bugün tarım faaliyetlerinde kullanılan tohumlar en başta doğanın, sonrasında ise binlerce yıldır onu ıslah ederek günümüze ulaştıran bütün insanlık tarihinin ortak mirasıdır. Birileri bu özgür tohumlarımızı alıyor, üzerinde birkaç genetik deney yaptıktan sonra aynı tohumu patentleyerek piyasaya sürüyor. Saçmalık! Artık o tohum özgür değil ve içine gömülen kaynak kodun ileride nelere sebep olabileceğini kimse kestiremiyor. Bu adeta bir truva atına benziyor.

Eğer biri artık farkına varır ve özgür yazılım kullanmaya karar verirse eminim bunu -en azından şimdilik- başarabilir. Peki tohumda durum nasıl, bir kere dağıtıma başlandıktan sonra kontrolü mümkün mü? Tarlayı “biçimlendirerek” ya da “iptal” tuşuna basarak her şeyi eski haline getirebilir miyiz? Sanırım bu kadar basit değil…

Yemezler

16 Şubat 2012 Yorum yapın

GDO içeren gıdalar sofranıza gelmesin istiyorsanız Greenpeace Türkiye tarafından yürütülen bu imza kampanyası ilginizi çekebilir.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.